6 Ağu 2015


Konuşmamız gerekiyor
Yeni olan her şeyden

Bir ev var anlatmam gerekiyor!
Denize çıkan sokaklardan, evlerin önlerinden, sokakların kalabalığından, Beyoğlu’nda bir pasajdan geçilecek, bir nihavend akşam makamından ve beyaz masa örtüsü üzerinde iki tek rakıdan.
Sonra hep “o ev”
Kapıyı hep içerden birilerinin koşarak açtığı
Karaköy’de, Kurtuluş’ta, Üsküdar’da belki
Konuşmamız gerekiyor şimdi 
Neleri artık hatırlamadığımızı
Yüksek tavanlarını evlerin, eski balkonları, 
Samatya’da bir sokağı konuşalım
Saçlarını yalnız evde çözen kadınların
Cam önünde çoğalttıkları çiçeklerden
Bir evin o hallerinden, sabahları demlenen çaylardan, çocuk ellerinde salçalı ekmeklerden 
Ufacık salondaki o devasa büfe, içindeki binlerce bardağın beklediği o bir adamı konuşalım, çarşıya uğramadan eve gelmeyen.
Cıvıltılı bir sesle sehpaya bırakılan o yorgunluk kahvesinden,
Akşamları soyulup bıçak ucunda uzatılan elmalardan, kış mevsiminden, soba isinden, beyaz badanalarından Mayıs aylarının, bahar pikniklerinden.
Ekmeğin hep taze konduğu o masayı konuşmamız gerekiyor!
Benim hiç doğurmadığım o çocuktan, 
Karnımın içinde o evi bekleyen..
Hadi o evi konuşalım.
O eski İstanbul’dan, beni ilk öptüğün günlerden,
Hadi gel ikimizden konuşalım!