23 Şub 2012

"Sis.. çok yoğun.."
"Sisi seviyor musun?"
Bunu söylerken "sen" demenin o kadim, uzundur unutulmuş biçimiyle hitap etmişti bana, Efendilerin diliyle bir köleye.. Bu hitap yavaşça işledi içime, keskin bir şekilde.. Evet, ben bir köleydim, ve bu da -diğer her şey gibi- gerekliydi, bu iyiydi.
"evet, iyi," dedim kendi kendime yüksek sesle, sonra da ona dönüp, "Sisten nefret ediyorum," dedim, "Sis beni korkutur."
"Öyleyse onu seviyorsun," dedi, "Ondan korkuyorsun, çünkü o senden güçlü; ondan nefret ediyorsun, çünkü ondan korkuyorsun: Onu seviyorsun, çünkü onu kendi iraden altına alamıyorsun, ona hükmedemiyorsun. Sadece hükmedilemeyenler sevilebilirler."

Hiç yorum yok: