30 Eki 2011

Nazan Bekiroğlu

"Tırnağım camı kesiyor da kalbimi kesmiyor artık benim. Sırtımda yolun bütün yükü, bütün ağrısı. Saçlarım kum karası. Artık hiçbir şeye hayret etmiyorum. Çok derine inmek vurgun getirdi, iyilikten de güzellikten de yoruldum. Hiçbir şeye eyvallahım kalmadı. Uçak ve müze biletlerimi saklamıyorum. Arkasına tarih atmıyorum hiçbirinin, bir cümle yazmıyorum. Kuru bir yaprak iliştirmiyorum takvimlere. Nerde kaç gün, kaç gece kalmışım? Sağa sola bıraktığım harfleri sökemiyorum. Birleştirip heceye geçemiyorum.

Çok sıkıldım artık ben. Kalem değiştiriyorum.
Saltanat arzusuyla yanıp tutuşuyor, babası âb-ı hayat içmiş şehzade. Üstelik kan bedava bu kanunnamede. Oysa kocaman bir bulut geldi, üstümde durdu. Sesim geliyor, kendim görünmüyorum. Emniyet kemerim takılı değil. Karşıdan karşıya da dikkatli geçmiyorum.

Kısa sürmeyecek bilirim, anlık değil bu. Yol hali bu, gidip de dönmüyorum.


Siz kalın, ben gidiyorum."

Hiç yorum yok: