20 Nis 2011

Eskiden ''çapkıncıklar'' bi zahmet poposunu koltuktan kaldırıp, parasına kıyıp bir bara kapağı atıp, akşam boyunca pusuya yatıp, sağı solu kollayıp, radarları açıp ''potansiyellerden'' eleme yapıp, ona göre zaman kollayıp, uzaktan göz kontağı, işte bakışmalar, süzülmeler vs ile cesaret toplayıp, yavaş yavaş yanaşıp, olmadı lökkedenek muhabbete dalıp, içki ısmarlamaya kalkıp, sigarasını yapıp yani bir yollar deneyerek, öyle veya böyle zavallıca ve/veya çok cool bi faaliyetlerle barda kadın tavlama harekatlarına girişirlerdi.

Dost arkadaş ortamında tanışma, grupça sinemaya gitme, telefonunu isteme, makul efendi bi saatte çekinerek arama, müsaitse havadan sudan konuşma, heyecan duyarak randevu koparmayla başlayan flörtlerden bahsedemiyoruz bile artık farkındaysanız. Onu geçelim.
Ne diyorduk; barlarda akşamın erken saatlerinde nezih bakışma ve süzmeler , gece yarısından sonra alkol kana iyice nufus edip ''ya herru ya merru'' diye ortalığa jaws gibi saldıran adamlardan-kadınlardan bahsediyorduk. Bahsedebilseydik keşke. Bu da bitti. Sevmezdik. Cık cık derdik. Ama gerçek bir ortam gecelik de olsa bir seçim, sönük de olsa bir umut, tutmayacak da olsa yalnızlığa yamalar vardı.

Şimdi facebook var. Koltuğundan kalkmaya bile zahmet etmeden 3500 kişilik ''friend list''inin ''friend''lerinden ''friend'' beğenen, yorumlara hemen bilgece, olayı çözmüşçe yorum döşeyip , ''like'' edilen, onu bunu şunu beğenen. Bunu bile bir sosyalleşme bir çaba, bir faaliyet, bir temas olarak algılıyorum. Bunun sonunda gelsin ''add friend''ler, yeni ''connection''lar. çevre genişlesin bb'ler hiçler susmadan ''notification'' bildirsin bık bık bık. Zaten mühim kariyerlerimizle pek meşgul pek bi mühim insanlardık, zaten evde anamızın babamızın eşimizin yüzüne bakmadan konuşan wireless insanlar olmuştuk olsun, facebook bizi update etsindi.


İtirazım facebook romeolarına! Kardeşim manyak mısınız allasen ya! işiniz gücünüz mü yok. Tanımadığınız bir kadının profil resmine otuz saniye bakarak verimlilik analizi yapıp, hemen nano teknoloji iltifatlar tespitlerle gönül fethetmeye başlıyorsunuz.

diyelim profil resminiz tek başınıza, böyle cool bi poz hemen bir mesaj beliriyor '' yalnız ve vakur duruş bir kadına bu kadar yakışır ne kadar farklı ve ne kadar güzelsiniz bilseniz!'' veya böyle ağlak sümsük bir resminiz var o zaman '' gözlerinizdeki gizli hüznü düşünmeden edemedim. sizin gibi güzel ve klas kadını tanımak isterim'', bir kaç arkadaş şöle felekten bi gece araklarken eller havaya bir resim mi koydunuz heman sizin için gelsin '' hayranım bu yaşam coşkunuza, neşenize'', hafiften orta yaş ''man-a-pause'' yani ''adam bi dur ya'' bir resim varsa profilinizde sizi de unutmadık hamfendi '' yıllanmış şarap gibisiniz'' Arkadaşım acil şifalar diliyorum sana, nereden bildin nereden anladın, gözlerimdeki hüznü, gönlümdeki buhranı, iki yorumumdan beni Einstein ilan ettin, iltifatlarınla mest ettin:) Şimdiii olay burada çetrefilleşiyor. Ben ''sağolun güzel sözlerinize, ben evliyim, lütfen bir daha mesaj atmayın'' deyip savurabiliyorum bu sahte iltifat bombardımanını. Zaten anında bir ''tıss'' sesi geliveriyor. Yalnız , boşlukta, arayışta, ümitli, kafası karışık bir kadın ise tuzağa düşebiliyor. Diyeceksiniz ki ''alan razı veren razı, bu ilk günden güzel sözlerin, iltifatların doğru olmadığını kadınlar da biliyor'' doğru evet. Karşılıklı bir ''kandır beni, yalanlar fısılda, inandır, tavla, sonra arazi ol'' anlaşması varsa bana susmak düşer. Ya da düşmez buradan böyle çemkiririm işte. Blog benim değil mi. kime ne kardeşim. aaaa. Uyuzum bir kadına Prens Albert gibi davranıp sonra kırmızı bültenle aranan interpol suçlusu gibi araziye uymalarınıza.

2 yorum:

Mehmet Cemil dedi ki...

Karşı kıyıdan bakınca, kendini koca koca gemi sananların nasıl da sadece birer sandal gibi göründüğünü çok iyi özetlemişsin...
Açıkçası, karşı kıyıdan böylesine tespitler.. hımm uyandırma servisi gibi..

Sezi dedi ki...

:) teşekkürler. karşı kıyıdan:)