15 Eki 2010

Ingeborg Bachmann

Bir adam, vitrininden ne dükkanı olduğunu anlayamadığı bir dükkâna girer
ve tezgâhtaki yaşlı adama ne satıldığını sorar.
‘biz düş satarız’, der adam.
Müşteri ilgilenir. Satıcı adama üç düş gösterir.
Müşteri, en sonuncusunu ve en güzelini beğenir.
O düşte kendini görmektedir;
Gerçek yaşamda, ilişkilerini doğru dürüst yaşayamayan biridir.
ama gördüğü düşte, başta kendi kişiliği olmak üzere, her yaşadığının ahlâkını savunmakta kararlı biri olup çıkmıştır…
Beğendiği düşün fiyatını sorar.

Satıcı, ‘yaşamınızın birkaç yılı’, diye yanıtlar.
‘anlamadım’, der müşteri,
parayla değil mi?’.
‘Hayır, biz düşlerimizi, müşterilerimizin hayatlarının bir bölümü karşılığında satarız’.
‘Peki şu birkaç yıl.. biraz fazla değil mi?’.
‘Hayır. bizde öyle düşler vardır ki, karşılığında bütün bir hayatı isteriz
!’…
Müşteri, düşü almadan dükkândan çıkar ve eski yaşamına döner.
Düşlerine layık olmayı göze alamamıştır.”

Hiç yorum yok: