21 Eki 2010

“Ben var olmaya bir türlü alışamadım - dünyanın varlığına ya da öbür şeylerin varlığına -
Kendi varlığıma da alışmadım. içini, özünü boşaltmakta olan biçimlerle karşılaşıyorum durmadan; gerçek gerçek değil, sözcükler yalnızca anlamsız sesler...
Kendimi gözden geçiriyorum, anlaşılmaz, nedeni bilinmez bir acıya gömülmüşüm.
Adı konmamış üzüntüler, gereksiz pişmanlıklar içinde boğuluyorum.
Bir çeşit aşk, bir çeşit nefret, bir neşe gösterisi, tuhaf bir acıma duygusu... neye? kime?
Bana kalırsa, benim tiyatrom daha çok kendini ortaya vurmak. Ama benim kendimi ortaya vuruşum anlaşılacak gibi değil, sağır kulaklara çarpıp kalıyor.
Başka türlü de olabilir mi?...”

Eugene Ionesco

4 yorum:

meltem dedi ki...

galiba en tuhafı da bazen bazı salak durumlara en çok senin üzüldüğünü farketmen.
ne acı.

Sezi dedi ki...

olsun meltemcim en çok sen üzül hep, sen üzül, sen ağla.

Sezi dedi ki...

ruhunun derin yanlarına değer. onlar sana aynı derinlikte gülüşler de hediye ediyorlar

meltem dedi ki...

inşallah :)


öğleden sonra öğleden sonra yüzüm güldü valla :)


bi de Tanrı var be Sezi Hanım



O'na sığınıyoruz.

Tabi kimimize göre yok.
o ayrı mevzu :)
iyi mesailer..