16 Ara 2009

eski yazılardan


Evimde odamdayım,
pencereden görüyorum şehri.
Artık anlamı yok benim için.
Aşkı bulup yitirdiğim yer.
İçimde bir boşluk daha belki.
Kocaman denizine sığmayı beceremedim.
Bir aşkı bahane edip bir imkansızlığına küstüm şehrin ve gittim.

Bunu hiç anlayamadın.
Senden kaçmak için başka şehirlere, başka adamlara, başka şarkılara gittim.
Hep bağırdım acıyı giderken ama dönüşlerim hep bitkin, yenik ve dilsiz oldu.
Ta ki gidecek bir yer olmadığını anlayana kadar.
Meyvenin çekirdeğini içinde taşıması içinde taşımak sevdiğini…
Kolay değildi.

Bazı hikayeler ancak üçüncü ağızdan anlatılabilir.
Yaşarken yazamazdım ölürdüm acıdan.
Bittiğimiz için ve seni artık ‘öyle’ sevmediğim için deneyebilirim.
İbret için.

Tıpkı aşkını uzun süre susunca tadının acılaşması gibi.
Bende senden kalan eski bir bahar artık.
Geçen yıllar acıların alevini aldı, yokluklar oldukları yerde duruyor hala.

Birini sevmeyi nasıl tanımlarsın?
Birini çok sevince hayatında neler değişir?
Sevgi çekip gidince geride kalan ne?
Onca yaşanan şey tuzla buz mu oluyor?
Yoksa aşkın şiddeti azalmadan yerini başka bir şey mi alıyor?
Büyük aşklar, büyük acılara, büyük acılar büyük boşluklara mı dönüşüyor?

‘‘Geçmişteki seni ve beni, kumruları dinler gibi hatırlıyorum’’ demiştin bir sefer.
En sevdiğim kuştur kumru. Çocukken sabahları evin camına gelir tutunurdu.
Pencere önünde telaşeyle akşamdan bıraktığım ekmek kırıntılarını yerdi.
Çocukluğumla aramdaki zamanı sıfırlıyor ne zaman kumru sesi duysam şehirde.
Ama her şey gibi o da seyreldi.
Fırınların önünden geçiyorum ekmek kokusuz,
çiçek tezgahlarında muhteşem çiçekler görüyorum gereksiz. Mavi gül mesela.
Ne işe yarayacak ki?
Daha da korkuncu sessiz, oyunsuz çocuklar görüyorum.
İçim acıyor.
Hayatta bir sürü şeyle başa çıkmayı becerdim
ama yanlış zamanda yaşıyormuşum hissinden bir türlü sıyrılamadım.
Beni genç bir kız seni ise koca adam yapan zaman içimi eşitlemekte yardımcı olmadı bana. Dünyayla hep fazla alıp veremediğim vardı.
Fazla içime işliyordu.
Çok şey bildiğimi sanıyordum o zaman.
Şimdi geçmişe dönsem sadece senin önünde eğilirdim.
ama dönemiyorum.

Yaşanan onca şeyin boşuna olduğunu da kabul etmiyor kalbim.

Kimsenin anlayamayacağı bir şeye dönüştü sevgim.
İçimde bir taşa.
Kimsenin anlayamayacağı bir şeye dönüştüm ben.
Yutkunuyorum.

2 yorum:

pazzoson dedi ki...

Önüne konan pilavı hergün başka lezzetle yiyebilmenin özgürlüğü sana aittir...

meltem dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.