18 Kas 2009

gül

Selma bininci kez aynı salatayı yapmaya koyuldu. Ortasına domates kabuğundan bir gül oturtsam mı diye geçti içinden. Sonra yapacağı hiçbir şeyin bu evde bir anlamı olmadığını farketti. içi acıdı. Gene de dedi fısıltıyla bir gül kimse görmese de güzel bir şeydir. Sonra domates kabuğundan gülü oyaladı ve salatanın üstüne koydu.. Zil çaldığında kapıya doğru giderken aynada yüzünü farketti. Solgun. Oğluna kapıyı açtı. Yere fırlattığı çantayı odasına götürdü. Hiç yapmadığı bir şey yaptı sonra. Odasına gidip pembe bir ruj sürdü. Zil tam o esnada çaldı. Kocası hışımla söylenerek içeri girdi. 'neredesin be kadın! Ağaç oldum kapıda. Ben bütün gün çalışıyorum sizin için. şu hale bak be. salak karım kapıyı bile açmıyor.' Selma sessiz kaldı. Evet dedi yüreğinden. Evet çirkin hep çirkin. Bir eliyle yavaşça dudağını sildi. Sonra hızla mutfağa yöneldi sofrayı kurdu. Salata tabağını da masanın tam ortasına yerleştirdi. Oğlu ve kocası açlıkla yemeğe saldırdılar. Kocası salataya boş gözlerle baktı ve çatalıyla gülü kenara iterek hızla karıştırdı ve tabağını doldurdu. Selma sirke yağ karısımında yan yatmış güle baktı. Hala güzeldi. Gülümsedi.

Hiç yorum yok: